Ahmet Davutoğlu: 'Partimizden istifa ediyoruz'

Ahmet Davutoğlu: 'Partimizden istifa ediyoruz'

AK Parti'de kesin ihraç talebiyle Merkez Disiplin Kurulu'na sevk edilen eski başbakan Ahmet Davutoğlu, parti üyeliğinden istifa etti.

A+A-

AK Parti'de kesin ihraç talebiyle Merkez Disiplin Kurulu'na sevk edilen eski başbakan Ahmet Davutoğlu, parti üyeliğinden istifa etti.

Davutoğlu'nun konuşması şöyle:

Her şeyden önce dün bölücü terör örgütünün saldırısıyla  şehit edilen 7 vatandaşımıza rabbimizden rahmet diliyorum. Yaralı vatandaşlarımızın en kısa sürece şifaya kavuşmaları dileğimizdir.

Geçmişte ilim adamı, milletvekili, bakan, genel başkan ve başbakan olarak bendeniz ve arkadaşlarım genel başkan yardımcıları, milletvekilleri ve il başkanları olarak birçok farklı vasıf ve vesileyle sizlere hitap etti. Düşüncelerimizi açık ve samimi bir şekilde dile getirdik. Bir gün hayatımıza anlam katan değerlerin bir siyasi yapı şeklinde tarihe yansıması olarak gördüğümüz ve başarısı için emeğimiz terimiz ve bütün varlığımızı ortaya olduğumuz partimizden ihraç talebiyle huzurlarınıza geleceğimizi tahayyül bile edemezdik. Ancak bunu yaşamak da kaderde varmış. Bizleri derinden etkileyen bu şartlar altında Ak Parti'ye gönül veren milyonlar başta olmak üzere aziz milletimizin aziz fertleriyle bugün de her zaman olduğu gibi samimi bir şekilde hasbıhal etmek ve düşüncelerimizi paylaşmak istiyoruz.

Ak Parti geçtiğimiz ay 18. Yaşını doldurdu. kuruluşundan itibaren Ak parti milletimizin 100 yıllık özleminin tezahürü olan söylem ve politikalarıyla ülkemize büyük hizmetlerde bulundu. Yakın zamana kadar önemli başarılara imza atan Ak Parti'nin tılsımı ortak akla, istişareye, demokratik değerlere ve ahlaki tutarlığa verdiği önemden kaynaklanıyor. Bu hareketi yaşatan ve büyüten en büyük etken milletin umuduna kaynak ve doğasına layık olmaktı. Ak Parti'nin siyaset anlayışı en güçlü ifadesini 3Y formülü ile bulmuştu. Yasaklara, yolsuzluklara ve yoksulluğa karşı mücadele. Yasaklara karşı mücadele Ak Parti'nin özgürlükçü felsefesini, yolsuzluklara karşı felsefe siyasi ahlak özünü, yoksulluğa karşı mücadele insan onuruna yarışır bir hayat standardı özlemini yansıtıyordu. Ak parti bu anlayışla milletimize ve ülkemize büyük hizmetler verdi. Milletimize 10 yıllar boyunca özlemini duyduğu kadroların başarısı için desteğini duasını esirgemedi. Ancak son yıllarda Ak Parti milletin gönlünde taht kurmasına vesile olan değer, söylem ve politikalardan uzaklaştı.Adaletten kalkınmaya her alanda sorunlar baş göstermeye başladı. Ak Parti yönetiminin öncelikleri, söylemleri, politikaları değişti.

Sevgili vatandaşlar, demokratik siyasetin temelinde farklılıkların ifade edilmesi bulunmaktadır. Siyasi partiler de ancak içlerinde üretken bir fikir alışverişine imkân tanıdıkları ölçüde demokratik zenginliklerini koruyabilirler. Bu zenginliğin korunamadığı konularda partiler düşünce kabiliyetlerini ve iç dinamizmlerini kaybederler. Bu düşünce ile genel başkanlığı bıraktığımız günden itibaren Ak Parti'de ve ülke yönetiminde gözlemlediğimiz aksaklıkları, yanlışları, yapıcı eleştiri ve önerilerimizle birlikte sözlü ve yazılı olarak en yetkili makamlarla paylaştık. Bu önerilerimiz hiçbir şekilde dikkate alınmamasına rağmen, üç yıl boyunca kamuoyuna karşı hiçbir açıklamada bulunmadık. Dava hassasiyetimiz gereği birliğimize zarar vermemeye, gönül kırmamaya ve şahsi hukukumuzu korumaya özen gösterdik. Peki, niye 22 Nisan'dan itibaren konuşmaya ve geniş muhasebe çağrısıyla yapıcı eleştiri ve çözüm önerilerimizi daha yüksek bir sesle dile getirmeye başladık? 31 Mart seçimlerinde Ak Parti, hem ittifak yaptığı partiye hem de rekabet ettiği diğer partilere karşı oy kaybetti. Tabanımız yoğun bir karamsarlık içerisindeydi. Önümüzde kapsamlı bir muhasebe ve yeniden yapılanmaya imkân tanıyacak dört yıllık seçimsiz bir dönem vardı. Ayrıca, daha önce ilettiğimiz eleştirilerden haberdar olmayan tabanımız her gittiğimiz yerde bizleri de sorguluyordu. Dolayısıyla daha önce zikrettiğimiz hususları bu kez kamuoyu bilgisi dahilinde zikredilmesinin açık ve şeffaf bir muhasebeye ve yenilenmeye zemin oluşturacağını düşündük. Biz 22 Nisan'da kamuoyuyla paylaştığımız görüşlerimizle ve ardından çeşitli illerde yaptığımız konuşmalar aracılığıyla kuruluş ilkelerinden ve siyasi misyonundan uzaklaşan mevcut Ak Parti yönetimini muhasebe yapmaya davet etmeyi amaçlıyorduk. Niyetimiz ve hedefimiz ihtilaf çıkarmak, bölmek ve zayıflatmak değil, parti kadrolarımızda ve tabanımızda görülen rahatsızlığa tercüman olarak partimizin kurucu ilkeler çerçevesinde yinelenmesinin imkânlarını ortaya koymak ve bu yönde çağrı yapmaktı.

Ak Parti'nin ve ülkemizin geleceğiyle ilgili milletimizde gözlemlediğimiz karamsarlığı ve umutsuzluğu dağıtmayı ve işlerin toparlanabileceğini göstermeyi hedefliyorduk. Ne tespit ve eleştirilerimize yalan denildi, ne de çağrılarımıza kulak verildi. Konuşmalarımızda, açıklamalarımızda ve ifadelerimize ön yargısız bir şekilde bakıldığında hiçbir hakaret, ima, tahkir ve tehdidin olmadığı görülecektir. Genel başkanlığı bıraktığımız gün dile getirdiğimiz ahdimize her zaman sadık kaldık. Bu ahdin muhataplarının da aynı olgunluk ve ahlakla davranmalarını bekledik. Sözlerimiz açık tespitlerimiz net, tavsiyelerimiz samimiydi. Konuşmalarımızda, ‘partimiz', ‘sayın cumhurbaşkanımız', ‘ülkemizin geleceği', ‘davamız' dememize rağmen ihanet, bölücülük, fitne ve proje gibi ithamlara maruz bırakıldık. Ve bedel ödeme ile tehdit edildik. Daha da trajikomik olanı ise bizim adlarımızı unutturabileceklerini zannederek 2014-2016 arasını tarihten silmeye kalktılar. Oysa bilmiyorlardı ki samimi insanların isimleri video kliplerinde değil, milletin gönlünde yaşar. Takınılan bu vefasız ve nobran tavır bizim için önemli değildi ancak bizi unutturabilmek için iki seçim sürecinin ve yoğun bir terörle mücadelenin yaşandığı bu dönemde mahalle başkanından genel merkezdeki yetkilere kadar genç, yaşlı, kadın, erkek, köylü, kentli, zengin, fakir, kuzeyli, güneyli, doğulu, batılı milyonlarca vefakâr ve cefakâr Ak Parti mensubunun ve vatan evladının emeklerini yok sayarak büyük bir kul hakkına girdiler. Ancak tarih bilincine ve birikimine sahip olmayan bütün topluluklar gibi unuttukları bir gerçek vardı: Tarih kendisini unutturmak isteyenleri çarklarında öğütür.

Söylediklerimize yanlış diyemeyenler öfke ile bize yönelik ihraç sürecini başlattılar. Merakla bu ihraç sürecinin gerekçelerini bekledik. Merkez disiplin kurulunun tebligatları bize ulaştığında bir kez daha derin bir hüzün ve utanç duygusu yaşadık. Bir siyasi parti için en ağır kararlardan birini içeren bu metin hiçbir somut gerekçeye dayanmıyor dahası birçok tutarsızlık, gerçek dışı ifadeler barındırıyordu ve son derece özensiz hazırlanmıştı. Bize iletilen gerekçeler, Ak Parti yönetiminin yaşanan gerçeklikten ve temel ilkelerden koptuğunu, sağlıklı bir muhakeme ve delillendirme sürecini bile yürütmekten aciz olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Aziz milletimiz, değerli basın mensupları, muhasebe çağrılarına, siyaset önerilerine, yapıcı eleştirilere kulaklarını tıkayan bir yapının millete fayda, çözüm ve vizyon üretmesi mümkün değildir. Bugünkü yönetim ve siyaset anlayışıyla dar bir kadronun kontrolüne girmiş olan AK Parti'nin, Türkiye'yi daha iyi bir geleceğe taşıma kapasitesi, ülkemizin ve milletimizin sorunlarına çare olma imkan ve ihtimali kalmamıştır.

HABERİN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.